Yazı Detayı
01 Ağustos 2019 - Perşembe 11:04 Bu yazı 975 kez okundu
 
BİR EVLİLİK HİKAYESİ
Sedat YASAK
 
 

 

 

Beş yıl evvel mutlu bir şekilde başlayıp devam eden evliliği artık bitmek üzereydi. “Bazı şeyler miyadını doldurduğu zaman önüne set çeksen durmaz… Kadının en iyisi beş yıl çekiliyormuş demek.” dedi kendi kendine.

Şehrin kalabalığında yalnız başına yürüyordu. Duyguları, aklı karmakarışıktı. Ne tarafı düzeltmeye çalışsa olmuyordu. Bu evliliği kurtarma, birbirlerine yeni bir şans daha verme umudu giderek yok oluyordu. Bunu hmenin acısı, saatler ilerledikçe içinde daha onulmaz yaralar açıyordu.

Oysa, her şey beş yıl evvel ne kadar da güzel başlamıştı… Şimdi birilerinin bu durumu düzeltmeye çalışması için bazı somut adımlar atmasını ne çok isterdi…

Evliliğinden önceki hayatını düşündü… Üniversite yıllarını ve sonrasını…

Evlenmekle doğru yapıp yapmadığını hala bilmiyordu. Onu sevdiğini ve dünyaya bir daha gelse ondan başkasıyla da evlenmeyeceğini arkadaş sohbetlerinde ne kadar da sık tekrarlamıştı oysa… Peki ne olmuştu da bu ilişki bu noktaya gelmişti? Bu soruya kendince yanıtlar aradı ama bir cevap bulamadı.

Genç kadının o zehir zemberek sözleri geldi aklına… “Nasıl bir insan oldun? Seni tanıyamıyorum artık. Dön de bir bak kendine.” Bu sözlerin onun ağzından çıktığına inanmak istemedi. Gerçekten bu kadar değişip değişmediğini sorguladı… Sonra, “Ben yine aynı benim” dedi kendi kendini rahatlatmaya çalışarak.

Dün geceki tartışmadan akılda kalan anları hatırlamaya çalıştı… “Ayrılalım, bu böyle olmayacak…” Ne kadar da kolay ve bir çırpıda söylenivermişti. Evlilik hayatları boyunca birçok kez tartışmışlardı ama taraflardan biri hiçbir zaman “ayrılalım” dememişti bu güne kadar.

Sonrasını hatırlayınca daha çok üzüldü:

“Yoruldum, tükendim, bıktım artık… Birbirimizi daha fazla kahretmenin bir anlamı yok… Senden köklü bir değişim beklemiyorum. Çünkü bunun olmayacağını artık biliyorum. Ve şunu da çok iyi biliyorum ki, bu saatten sonra senden hiçbir şey olmaz. Çünkü sorumsuzsun. Beni, duygularımı, hayatımı önemsemiyorsun ve bu beni artık deli ediyor. Seni düzeltmeye çalışmaktan, insanlara, o aslında öyle biri değildir, söylemleriyle arkanı toplamaktan bıktım artık…”

Sorumsuz olmadığını biliyordu. Hele onu önemsemediği ise, tamamen yalandı. Kızgınlıkla söylenmiş sözlerdi. Bu sebeple bu söylenenlerin üzerinde çok fazla durma gereği duymadı.

Karanlıkta yalnız başına yürümeye devam etti.

Hayatı boyunca yalnızca Nilay’ıı sevmişti. Kimseyle duygusal bağlamda bir yakınlaşması olmamıştı bugüne kadar. Sosyal yaşamına bile kendince birtakım sınırlandırmalar koymuştu. İşten arta kalan zamanını evinde geçirmeyi sevdiği için, başka uğraşların arayışı içerisine hiç girmiyordu. Buna rağmen sorumsuz olmakla suçlanması ağrına gitmişti...

“Kadınlar… Ömür törpüleri… Ne onlarla, ne onlarsız” dedi kendi kendini rahatlatmaya çalışarak.

Durumu kurtarmak için ne yapabileceğini düşünmeye çalıştı… “Bir çiçekle kapısına dayansam ya da istediği bir hediyeyi alıp beni affet, birbirimize bir şans daha verelim desem…” diye geçirdi içinden…

 Nilay’ın öyle basit çabalarla yola gelebileceğine pek ihtimal vermedi. Kızdı mı kolay kolay geri adım atmıyordu. Hele ayrılmak sözcüğünün telafuz edildiği bir geceden sonra, bu çok daha zordu, bunu biliyordu.

Nilay’la her tartışmalarında, sadakatimin karşılığı bu olmamalıydı, derdi üzüntüyle. O vakit, eski kız arkadaşlarını arama isteği uyanırdı içinde. Bu bağlılığa layık değilsin, kızgınlığıyla telefon rehberini kurcaladığı çok olmuştu ama sonra nedense vazgeçerdi bunu yapmaktan. Bunda Nilay’a duyduğu sevginin boyutu olduğu kadar, böylesine aptalca bir girişimi de kendine yakıştıramazdı. Bu bir zayıflıktı, bunu biliyordu. Hele aynı şeyi onun da yapabileceği ihtimalini düşünmek ise, onu içinden çıkılmaz bir labirente hapsediyordu adeta…

Çivi çiviyi söker miydi bilmiyordu ama bu duruma artık dayanamadığı da bir gerçekti. Tez elden bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu ama ne? İşte yanıtını bulamadığı soru buydu.

Ne ekonomik sıkıntı, ne kişinin sağlık sorunları, ne de iş yerindeki sıkıntıların, evdeki huzursuzluk kadar insana acı vermediğini düşündü.

 Sıradan bir köy kadınıyla evlenmiş olsaydım belki de her şey çok daha farklı olurdu, diye geçirdi içinden.

Her şeye ama her şeye rağmen arayıp sesini duymak istedi. Son bir kez de olsa konuşmak istiyordu onunla. Yoksa kendi kendini yiyip bitirecekti.

Bütün cesaretini toplayıp cep telefonunu cebinden çıkardı. Birkaç saniyelik tereddütten sonra, kararını vermenin huzuruyla aradı…

 Telefon üç kez arka arkaya çalıp ardından meşgule alınınca, sinirleri büsbütün bozuldu. Deminden beri içinde yeşertmeye çalıştığı umudu yitip gitmişti. Duygularıyla mantığı arasındaki git gel ler, yerini gururun şımarttığı öfkeye bırakmıştı.

Sonrasında gelen “Beni bir daha arama… Bu iş bitti… Benim için yoksun artık…” mesajıyla da büsbütün çıldırdı.

“Cehennemin dibine kadar yolun var… Madem gerçekten de bitmesini istiyorsun, ben de bitirdim” dedi ve alyansını parmağından çıkarıp karanlık boşluğa attı.

“Yazıklar olsun sana, verdiğim değere, harcadığım zamana…” dedi ve karanlık sokakta bu duygularla yürüyüp gözden kayboldu…

 

 
 
 
Etiketler: BİR, EVLİLİK, HİKAYESİ,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
53
0
3
8
15
26
2
Başakşehir FK
53
0
3
8
15
26
3
Galatasaray
50
0
4
8
14
26
4
Sivasspor
49
0
5
7
14
26
5
Beşiktaş
44
0
8
5
13
26
6
Alanyaspor
43
0
7
7
12
26
7
Fenerbahçe
40
0
8
7
11
26
8
Göztepe
37
0
9
7
10
26
9
Gaziantep FK
32
0
10
8
8
26
10
Denizlispor
31
0
11
7
8
26
11
Antalyaspor
30
0
10
9
7
26
12
Gençlerbirliği
28
0
12
7
7
26
13
Kasımpaşa
26
0
14
5
7
26
14
Konyaspor
26
0
10
11
5
26
15
Yeni Malatyaspor
25
0
13
7
6
26
16
Çaykur Rizespor
25
0
15
4
7
26
17
MKE Ankaragücü
23
0
13
8
5
26
18
Kayserispor
22
0
14
7
5
26
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı