Yazı Detayı
19 Haziran 2019 - Çarşamba 17:13 Bu yazı 617 kez okundu
 
“HAYALLER PARİS, GERÇEKLER GULEMAN…”
Sedat YASAK
 
 

 

Ekmek Zammı:

Ülke, İstanbul seçimlerine kilitlenmiş durumda. İmamoğlu ve Yıldırım’ın katıldığı açıkoturumun izlenme oranları da bu durumu ortaya koyuyor. Sokaklar, kahveler, sosyal paylaşım sitelerinde gündem aynı: İstanbul seçimlerinde ipi kim göğüsleyecek?

İmamoğlu’nun yalan ve inkarlarına devam etmesi, Yıldırım’ın program boyunca tutuk olması, bitse de gitsek havası ve moderatörün oturum öncesi İmamoğlu ile bir otel odasında görüştüğüne dair görüntülerin ortaya çıkması, en çok konuşulan konulardandı.

Vatandaşın önceliği seçim mi, geçim mi? Bu konu tartışıladursun, geçtiğimiz gün Elazığ’da 240 gr ekmeğin fiyatı 1,5 TL oldu. Halkın en temel besin maddesi olan ekmeğe yapılan bu zam, herkesi endişelendirdi.

Zammın gerekçesi de hazırdı: Daha evvel 85 TL’den satılan 50 kg’lık unun fiyatı 130-140 TL’ye ulaşınca zam da kaçınılmaz oldu. Fakat yurdun büyük bölümünde 1.25’ten satılan ekmek, Elazığ’da nasıl olmuştu da 1,5 TL’ye çıkarılmıştı? Cevabı aranan soru aslında buydu. Bu işte bilmediğimiz bazı ayrıntılar var gibi görünse de, aslında olan yine vatandaşa olmuştu.

Fırıncılar odası maliyetleri karşılayamadıklarını gerekçe göstererek bu zammı yapmaya mecbur kaldıklarını açıkladı ama zammın tartışması bitmedi ve pek biteceğe de benzemiyor. Söz konusu ekmekse, herkesin söyleyecek bir çift sözü mutlaka vardır.

Altı kişilik bir aile günde ortalama on, on iki ekmek tüketir. (Malum ekmek bizim olmazsa olmazımız) Bu ailenin sadece ekmeğe ödeyeceği rakam ayda 500-550 TL’yi buluyor. Bu, korkunç bir rakam. Yani asgari ücretin dörtte birinden fazlası demek…

Kaldı ki, her şey ekmekle de bitmiyor. Kira, elektrik, su, doğal gaz, telefon, yiyecek, sağlık, çarşı – pazar, giyinme, ulaşım, okul, kırtasiye, mutfak… derken gittikçe kabaran bir rakamla karşılaşan aile, sadece ekmeğe ödeyeceği bu tutarla maça 1-0 geride başlamış oluyor.

Alt Tabaka:

Ülkede bayramlarda ve tatillerde meydana gelen kalabalığı, araç sayılarındaki artışı, otellerdeki canlılığı gerekçe göstererek bu ülkede geçim sıkıntısının olmadığını söyleyenler, dar gelirlilerin yaşamından da yeterince haberdar değiller. Kendileri bolluk içindeyken, başkalarının geçim sınavı vermeye çalıştıklarını görmezden geliyorlar. Üstadın dediği gibi: ”Varlıktan nasibini almamış olan, nasıl olur da varlık bahşedebilir”

Biz, henüz gelişmiş bir ülke değiliz, gelişmeye çalışan bir ülkeyiz. Dolaysıyla alt ve üst tabakası fazla, orta tabakası az olan bir ülkeyiz. Yani zengin ve yoksulumuz çok ama orta sınıf dediğimiz esas kesim oldukça az. Oysa toplumların gelişmişlik düzeyleri her mahallede bir milyoner yaratmakla değil, halkın refah ve gelir düzeyini arttırmakla, orta tabaka dediğimiz esas halkın, hayat standartlarını yukarılara çıkarmakla mümkündür. Bu gerçeği görmek yerine, ahkam kesmeye çalışıldığına tanık olmak, hayli üzücüdür.

Medya Denen Güç:

Bugün medya denen oluşum, bizlere gerçek olmayan bir dünyadan kesitler sunup bunu içimize aşılarken, hala iyi niyet cümleleri kurmaya çalışmak, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir.

Çocukken televizyonda “Bizimkiler” adlı diziyi izlemeyi çok severdim ve hiç kaçırmazdım. Bu diziyi izlerken, kendi kendime: ”Niye biz de bir apartman dairesinde oturmuyoruz. Neden bizim de onlar gibi koltuklarımız, şofbenimiz, lavabomuz yok. Babam neden eve sürekli böyle kir pas içinde geliyor, dizideki jön gibi yakışıklı, takım elbiseli ve kravatlı değil…” diyerek “niye, neden, keşke” lerle başlayan sorular sorardım.

Oysa ki, hayat zordu ve herkese aynı şartları sunmuyordu ve ben bu gerçeği henüz algılayabilmekten uzaktım.

Biz beş kardeştik ve üç gözlü toprak damlı bir evde yedi kişiyle yaşamaya çalışıyorduk. Babam işçiydi ve eve kir pas içinde gelirdi çoğu zaman.

Çocuk hafızalara özentiyi ve daha iyi bir hayatı aşılamaya çalışanlar, bunu yaparken kullandıkları yöntemlerle de aile içi ilişkilerin bozulmasına ve birtakım ailevi ve toplumsal çözülmelerin de gerçekleşmesine sebebiyet veriyorlardı aslında. Biz ise, bu gerçeği algılamaktan uzakta ekrana büyük bir tutkuyla bağlanıp kalmıştık.

Medyanın o iğneleyici dili ve zihniyeti, benim çocuk hafızama bile hükmetme konusunda zorlanmazken, gelişmekte olan zihinleri kontrol altına alma konusunda da başarılı oluyordu…

“Medya, öyle bir şeydir ki, sana kuzuyu kurt, kurdu kuzu olarak gösterir” der Halil Yaşar Kollu…

“Bir ülkenin medyasını bana verin, nasıl bir toplum olsun istiyorsanız onu size sunayım” diyordu bir medya patronu.

Üzerinde biraz düşünün derim…

 
 
 
Etiketler: “HAYALLER, PARİS,, GERÇEKLER, GULEMAN…”,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
53
0
3
8
15
26
2
Başakşehir FK
53
0
3
8
15
26
3
Galatasaray
50
0
4
8
14
26
4
Sivasspor
49
0
5
7
14
26
5
Beşiktaş
44
0
8
5
13
26
6
Alanyaspor
43
0
7
7
12
26
7
Fenerbahçe
40
0
8
7
11
26
8
Göztepe
37
0
9
7
10
26
9
Gaziantep FK
32
0
10
8
8
26
10
Denizlispor
31
0
11
7
8
26
11
Antalyaspor
30
0
10
9
7
26
12
Gençlerbirliği
28
0
12
7
7
26
13
Kasımpaşa
26
0
14
5
7
26
14
Konyaspor
26
0
10
11
5
26
15
Yeni Malatyaspor
25
0
13
7
6
26
16
Çaykur Rizespor
25
0
15
4
7
26
17
MKE Ankaragücü
23
0
13
8
5
26
18
Kayserispor
22
0
14
7
5
26
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı