Yazı Detayı
23 Mayıs 2019 - Perşembe 14:26 Bu yazı 227 kez okundu
 
YAKINLARINDAN BİRİNİN ÖLÜMÜNE TAKSİRLE NEDEN OLAN BİRİNE YÖNELİK BİR CEZAYA HÜKMEDİLMESİNİN GEREKSİZ KALACAĞI HALLER HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
AV. FURKAN AKTI
 
 

5237 sayılı Yasanın 22. maddesinin 6. fıkrasında; "Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir." hükmüne yer verilmiştir. Yani yaptığı hareketin oluşturacağı neticeyi bilmeyen ve öngöremeyen birinin verdiği zarar -ki bu zarar ölüm sonucu da doğurabilir-  kişinin kendi içsel durumu ve ailevi etkileri bakımından artık bir ceza verilmesini gereksiz kılıyorsa ceza verilmeyecektir. Aynı fıkranın gerekçesinde de uygulanma koşulları; "...Örneğin ülkemizde özellikle kırsal bölgelerde rastlandığı üzere, taksirli suçlarda failin meydana gelen netice itibarıyla bizzat kendisinin ve aile bireylerinin ağır derecede mağduriyete uğradıkları görülmektedir. Söz gelimi, köylü kadınların gündelik uğraşları ve hayat zorlukları itibarıyla, sayısı çok kere üç dörtten fazlasına varan küçük çocuklarına gerekli dikkati ve itinayı gösterememeleri sonucu, çocukların yaralandıkları veya öldükleri görülmektedir. Aynı şekilde meydana gelen trafik kazalarında da benzer olaylara rastlanmaktadır. Bu gibi hâllerde ananın taksirli suçtan dolayı kovuşturmaya uğraması ve cezaya mahkûm edilmesi, esasen suçtan dolayı evladını kaybetmesi sonucu uğradığı ızdırabı şiddetlendirmekle kalmamakta, ayrıca, ailenin tümüyle ağır derecede mağduriyete düşmesine neden olmaktadır.

                               Söz konusu fıkraya göre, hâkim suçlunun durumunu takdir ile ceza vermeyebilecektir. Elbette ki hâkim bu husustaki takdirini kullanırken suçlunun ekonomik durumunu, aile yükümlerini, söz gelimi diğer çocukların bakımını göz önünde bulunduracak, ona göre hüküm kuracaktır. Ancak, dikkat edilmelidir ki, bu fıkranın uygulanabilmesi için fiilden dolayı münhasıran failin kişisel ve ailevî durumu itibarıyla zararlı netice meydana gelmiş bulunmalıdır; böyle bir netice ile birlikte söz konusu durumlara ilişkin bulunmayan başka bir netice de meydana gelmişse fıkra uygulanmayacaktır. Fıkrada taksirli suçlar açısından bir şahsi cezasızlık hali düzenlenmiştir. Şahsi cezasızlık hallerinin bulunduğu durumlarda aslında bir suç vardır, bunun yanında failin kusurlu olduğu da kabul edilebilir, ancak yasa koyucu izlediği suç siyaseti gereği bu hali, cezasızlık sebebi saymış, buna bağlı olarak da 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde "ceza verilmesine yer olmadığına" hükmedileceğini hüküm altına almıştır.

                               22. maddenin 6. fıkrasında yer alan düzenlemenin kapsamının belirlenmesi bakımından uygulamada sorunlarla karşılaşıldığı ortadadır. Bu konudaki tartışmaların genellikle, “fail ile mağdur arasındaki yakınlığın hangi düzeyde olması gerektiği” ve "olay nedeniyle failin hangi ölçüde zarar görmesi gerektiği" konularında yoğunlaştığı görülmektedir. Düzenlemeye bakıldığında; söz konusu şahsi cezasızlık nedeninin uygulanabilmesi için her somut olay açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken iki temel koşulun bulunması gerektiğinden bahsedilebilir:

1-Basit taksirle işlenmiş bir suç bulunmalıdır: 5237 sayılı TCY’nın 22. maddesinin 6. fıkrasının ilk cümlesinde; taksirli hareket sonucu neden olunan neticeden bahsediliyor olması, söz konusu şahsi cezasızlık sebebinin sadece taksirli suçlarda uygulanabileceğini göstermektedir. Doğrudan kast, olası kast veya kast taksir kombinasyonu ile işlenen suçlarda bu hüküm uygulanamaz. Bilinçli taksirin varlığı halinde ise; aynı fıkranın “bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.””şeklindeki son cümlesi uyarınca, şahsi cezasızlık hali değil, “cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep” söz konusu olabilecektir.

2-Meydana gelecek netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından etkili olmalıdır: Buna göre, failin taksirli hareketiyle neden olduğu netice, hem bizatihi kendisi bakımından acı ve ızdırap doğurmalı, hem de failin cezalandırılması fail ve ailesi bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağduriyete yol açmalıdır. Detayına inmek gerekirse ilk olarak“failin kendi taksirli eyleminden ağır düzeyde etkilenmiş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, failin kendi eyleminin mağduru durumuna düşmesidir. Burada failin uğradığı mağduriyet, maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Hangi mağduriyetin cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacağı ise somut olaya göre belirlenmelidir.

            İkinci olarak, failin taksirli eyleminden ailevi durum itibarıyla da etkilenmesidir. Bu koşul, fail ile taksirli  suçun mağduru arasında belli derecedeki yakınlığı ifade etmektedir. Bu anlamda, üzerinde durulması gereken husus akrabalığın derecesinden çok aile kavramıdır. Çünkü, yasa koyucu belli derecede akrabalığı ifade eden herhangi bir kavramı değil özellikle “ailevi” kavramını tercih etmiş ve bir manada faille, mağdur arasında aynı aileden olma ilişkisini aramıştır. Bu fıkranın uygulanması bağlamında, aile kavramını çok geniş tutmanın sakıncaları yanında, bir ailenin kimlerden oluşacağının sınırlı olarak sayılması da doğru değildir. Burada yapılması gereken, fail ile mağdurun aynı aileden olup olmadığının her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesidir. Örneğin, haklarında ayrılık kararı bulunan karı-kocanın durumu veya aralarında husumet bulunan iki kardeşin durumu gibi durumlarda bu hükmün uygulanmasına gerek duyulmayacaktır.

                 Son olarak ise taksirli hareket sonucu ailesinden birisinin zarar görmesi nedeniyle failin ziyadesiyle etkilendiği olayda, faille ailevi ilişkisi bulunmayan başka bir kişinin zarar görmemesidir. Fail ve ailesi dışında bir kişinin de zarar gördüğü olaylarda ise bu fıkra hükmü uygulanamaz. Ancak başkalarının zarar görmesinden maksat, başkalarının dolaylı olarak etkilenmesi değil, olay sırasında bizzat zarar görmesidir. Buna göre, örneğin, olay sırasında eşinin yanında akrabası olmayan bir kişinin de öldüğü ya da yaralandığı durumlarda fail bu fıkradan yararlanamayacak, buna karşılık sadece eşinin öldüğü durumlarda, eşinin diğer akrabalarının bu olay nedeniyle üzülecek olmaları failin bu fıkradan yararlanmasına engel teşkil etmeyecektir.

Konu hakkında detaylı bilgi için 05538262323 numaralı telefondan yahut av.furkanakti@gmail.com adresinden ulaşabillirsiniz.

 
 
 
Etiketler: YAKINLARINDAN, BİRİNİN, ÖLÜMÜNE, TAKSİRLE, NEDEN, OLAN, BİRİNE, YÖNELİK, BİR, CEZAYA, HÜKMEDİLMESİNİN, GEREKSİZ, KALACAĞI, HALLER, HAKKINDA, KISA, BİR, HUKUKİ, SOHBET,
Yorumlar
Diğer Yazılar
COVİD 19(CORONA) SALGINI NEDENİYLE EKONOMİK OLARAK SIKINTIYA DÜŞEN VATANDAŞLARIMIZ, İŞYERİ VEYA EV KİRALARINDA İNDİRİM YAPILMASINI MAHKEME ARACILIĞIYLA İSTEYEBİLECEKTİR
MARKA HAKKINA TECAVÜZ SAYILAN FİİLLER VE TECAVÜZÜN GERÇEKLEŞMESİ HALİNDE HAK SAHİBİNİN BAŞVURACAĞI YOLLAR HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
KREDİ SÖZLEŞMELERİNE EK OLARAK YAPILAN DEPREM VE SAİR SİGORTA POLİÇELERİNİN SÜRESİNİN DOLMASI HALİNDE YENİLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN KİMDE OLACAĞI HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
ANONİM ŞİRKETİN SONA ERME NEDENLERİ HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
KİRA BORCUNU ÖDEMEYEN KİRACININ TAHLİYESİNDEKİ EN ETKİLİ YÖNTEM HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
BİR ARACA, SUÇTA KULLANILDIĞI İHTİMALİNE DAYANILARAK HAKSIZ YERE EL KONULMASI VE ARAÇ SAHİBİNİN TAZMİNAT HAKKI HUSUSUNDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI VE KUSURUN ETKİSİ HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU’NA UYGUN OLARAK VERİ SORUMLULARI SİCİLİ’NE KAYDOLMAYANLARA VE KANUNUN ARADIĞI SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRMEYENLERE VERİLECEK CEZALAR HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
BONO, POLİÇE, ÇEK GİBİ SENETLERİNDEKİ “MALEN” VE “NAKDEN” KAYITLARININ NİTELİĞİ HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
HAKSIZ TAHRİK KAVRAMI VE ALINACAK CEZAYA ETKİSİ HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
İŞÇİNİN DAVRANIŞLARINDAN VE YETERLİLİĞİNDEN KAYNAKLANAN NEDENLERLE İŞ SÖZLEŞMESİNİ FESHETME HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
YAĞMA VE HIRSIZLIK SUÇLARININ MEYDANA GELİŞ FARKLARI HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
EDEPSİZ, AHLAKSIZ ŞEKLİNDEKİ ÖZELLİKLE SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEM SÖYLENEN SÖZLERİN HAKARET SUÇUNU OLUŞTURUP OLUŞTURMAYACAĞI HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
BANKA VEYA KREDİ KARTLARININ KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU VE BU ESNADA OLUŞABİLECEK DİĞER SUÇLARIN BİRLİKTE AKIBETİ HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
VÜCUTTA KEMİK KIRIĞI OLUŞTURAN BİR YARALAMADA, KIRIĞIN DERECESİNE GÖRE CEZADA ARTIRIM YAPILMASI GEREKTİĞİ HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
HAKİMLERİN HAKSIZ TUTUKLAMA NEDENİYLE TAZMİNAT SORUMLULUĞU VE HAKİMLERİ BAĞLAYAN YASA ÜSTÜ KURALLAR HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
LİMİTED ŞİRKET ORTAĞININ HİSSE DEVRİNDEN SONRA ŞİRKETE AİT BORÇLARDAN SORUMLU OLUP OLMAYACAĞI HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
KREDİ ÇEKEN BİR KİMSENİN ÖLMESİ HALİNDE KALAN BORCUNA NE OLACAĞI HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
İŞ HUKUKUNDA FAZLA ÇALIŞMA VE FAZLA SÜRELERLE ÇALIŞMA ARASINDAKİ FARKLAR VE KARŞILIK ÜCRETLERİ HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
ALIŞVERİŞ YAPILIRKEN OLUŞAN ZARAR VE BU ZARARDAN DOĞAN SORUMLULUK HAKKINDA TARİHSEL YORUM YAKLAŞIMI EŞLİĞİNDE KISA BİR SOHBET
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU ÜZERİNDEN CEZA HUKUKUNDA SUÇA AZMETTİRME HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
SAHTE OLDUĞU ANLAŞILAN BELGELER İLE YAPILAN TÜM İŞLEMLERDE, KAMU HİZMETİ YAPAN NOTERİN HUKUKİ SORUMLULUĞU HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
SİGORTA BİLDİRİMİ YAPILMADAN YAHUT SİGORTA PRİMİ YATIRILMADAN ÇALIŞTIRILAN İŞÇİLER VE BU HAKSIZLIĞI DÜZELTME YOLU OLAN HİZMET TESPİT DAVASI HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
DOLANDIRICILIK SUÇU VE BU SUÇUN BİLİŞİM SİSTEMLERİNİN KULLANILMASI SURETİYLE İŞLENMESİ (Ceza-Bilişim Hukuku) HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
BOŞANMA DAVASINDA EŞİT KUSURLU VE DAHA AZ KUSURLU EŞ AYRIMI VE BU AYRIMIN MADDİ-MANEVİ TAZMİNATA ETKİSİ HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
BİR KİŞİYİ DEFALARCA BIÇAKLAMANIN KASTEN YARALAMA SUÇUNU MU? YOKSA KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS SUÇUNU MU? OLUŞTURACAĞI HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
EŞLERİN AYRI YAŞAMASI HALİNDE, HANGİ KOŞULLARDA HANGİ EŞE NAFAKA ÖDENMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
ŞÜPHENİN VARLIĞI HALİNDE UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE TİCARETİ SUÇUNDAN MI, KULLANIMI SUÇUNDAN MI HÜKÜM VERİLMELİDİR ?
İŞÇİNİN ÇALIŞMA KOŞULLARINDA ESASLI DEĞİŞİKLİK YAPILMASI VE OLASI NETİCELERİ HAKKINDA KISA BİR HUKUKİ SOHBET
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Başakşehir FK
69
0
5
9
20
34
2
Trabzonspor
65
0
5
11
18
34
3
Beşiktaş
62
0
10
5
19
34
4
Sivasspor
60
0
8
9
17
34
5
Alanyaspor
57
0
9
9
16
34
6
Galatasaray
56
0
8
11
15
34
7
Fenerbahçe
53
0
11
8
15
34
8
Gaziantep FK
46
0
10
13
11
34
9
Antalyaspor
45
0
11
12
11
34
10
Kasımpaşa
43
0
15
7
12
34
11
Göztepe
42
0
14
9
11
34
12
Konyaspor
36
0
14
12
8
34
13
Gençlerbirliği
36
0
16
9
9
34
14
Çaykur Rizespor
35
0
19
5
10
34
15
Denizlispor
35
0
17
8
9
34
16
Yeni Malatyaspor
32
0
18
8
8
34
17
Kayserispor
32
0
18
8
8
34
18
MKE Ankaragücü
32
0
16
11
7
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı